Anasayfa » Bahar Topçu » Köşe Yazarları » Şu anda okunan:

Duvar

07 Ocak 2010 Bahar Topçu, Köşe Yazarları 3 Yorum

17 yaşındasın. Ailen son seçimlerde –kapatılan- Demokratik Toplum Partisi’ne oy vermiş. Yabancı dilin Türkçe. Eğitim gördüğün dil de Türkçe. Anne-Babanın oy verdiği partiden iki milletvekiline, “Ben Kürdüm.” demek yasaklanmış. Senden daha küçük çocuklar onlarca yıl mahkumiyetle cezalandırılmışlar polis amcaya taş attıkları için. Şehrin göbeğinde silah çekenlerse karakola girdikleri gibi çıkmışlar. Daha Yılmaz Güney’in bir tane “yasaklanmış” filimini bile izlememişsin. Sadece, “Neden hep biz ölüyoruz anne?” diye soruyorsun. 17 yaşındasın. Türkiye Cumhuriyetine varlığını kabul ettirmenin tek yolunun dağa çıkmak olduğunu söyleyince çok sevdiğin bir büyüğün…

Askere gitmeye gün sayıyorsun. Büyük şehirde oturuyorsun. Bir akşam ana haber bülteninde en yakın arkadaşının askerlik yaptığı Tokat’ta pusu kurulduğunu öğreniyorsun. Arkadaşının ölenler arasında olmadığını öğrenince sevinmeli misin? Sevinebilir misin?

Çok daha çarpıcı özellikte aileler oldu Türkiye’de. Hala da var. Çünkü bu ülkenin bir parçasına yıllarca işgal toprakları gözüyle bakıldı. Halkı da terör yandaşı olarak görüldü. Avrupa Birliği’nin, terörist gruplara devletlerin nasıl yaklaşması gerektiğine dair 14. maddelik bir çalışması var. Terörün olduğu bölgede OHAL ilan edilmemesi gerektiğini söylüyor. Baskı yapmanın ve şüpheyle yaklaşmanın bölge halkının merkezi sisteme olan saygısını zedeleyebileceğini söylüyor. O çalışmayı okumanızı tavsiye etmem. Ne denmişse tamtersinin yapıldığını görmekten başka bir şey katmıyor insana.

Hükümetki partiye bir kaç yıl önce olanlar, Kürt Hareketinin parlamentodaki temsili için gerçekleşemedi. Bir parti daha kapatıldı. Başbakan Amerika’dayken Tokat’taki olaylar gerçekleşti. Kapatılma davasının açıklanmasından bir gün önce PKK, kumpası ilginç bir şekilde üstlendi. “PKK DTP’yi kapadı” yorumlarına zemin hazırlandı. Süreci hep beraber seyrettik. PKK’nın bu davranışının ardından, ne olacak bu Kürt halkının temsiliyet sorunu diye yakınıp durdu gazete köşelerindeki satırlar. Kapatılmasından sonra istifa edeceklerini duyuran DTP’li milletvekilleri, karar değiştirip yeni partilerinde, parlamentoda siyasete devam edeceklerini söylediler. İmralı’dan gelen açıklama, tam tersi oldu dedi. Önce kadar verdiler, sonra halkı dinlediler. Oysa ki bunun tam tersi olmalıydı. Süreç parlamentoda devam etmeli, dedi ve Kürt halkının temsilcileri de ertesi gün son kararlarını açıkladı. Bana sorarsanız, Öcalan’ın bu sözlerinden sonra Kürt milletvekillerinin istifa etmediklerini açıklamaları Kürt siyaseti için iyi olmadı.

Gönlümüzden geçen ile gerçekler birbirinden farklı olabiliyor. Habur’dan dönen PKK’lıların yüz binden fazla kişi tarafından sevinçle karşılanmasından önce daha somut bir adım atılmamış olmasına rağmen daha iyimser konuşulan bir ortam vardı. Sonra, durduk. Nitekim barış olmalı diyenler, barışın yapılacağı odakları kabullenmedi. Yüzbinlerin sevinciyle bunu görmek istemediler. Bakamadılar gerçeğe. Sonra, olan oldu. Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki koşullarının değişmesi üzerine sokaklara şiddet ve kan girdi. Ve Türkiye Cumhuriyeti PKK liderinin toplumsal tabanıyla karşı karşıya kaldı. Ardından Kürt halkını temsil eden partiyi kapatarak, sadece kendisini değil Kürt halkını da PKK liderine bağladı. DTP milletvekilleri istifa etmedi, aynı binaya BDP kuruldu. Ve Ufuk Uras’ın da katılımıyla mecliste bir grup kurdu.  Şimdi, daha iyi mi oldu?

1999’da yakalanır yakalanmaz devletle birlikte çalışmak istediğini söyleyen Abdullah Öcalan’ın size göre ya da bana göre anti – demokratik olmasıyla birlikte, kendi varlığını barış ortamının önünde tuttuğunu da düşünelim hadi. Sonra, önemli bir siyasi süreci odanın metrekaresine bağlamalarıyla kendisine kızdığımız kadar körü körüne Apoculara da kızalım. Tamam. Ancak yapıcı olmak istiyorsak,  bütün bunlara en azından bir şeyler eklememiz gerek. Çünkü sadece bunları söyledikten sonra Kürt siyasetinin kendi istediğimiz şekilde değişmesini beklemekten başka yapacak başka bir şey kalmıyor. Bu açılımı yapabilecek tek odağın kendisi olduğunu iddia eden ve karşı tarafları, başka tarafları görmezden gelen AKP’ye oy verilebilir belki(!) Oysaki bir halka kendi temsilcilerinin kimler olduğunu söylemeye hakkınız olamaz. Kürtlerin yerine, onların istediği değil de iktidarınızın istediği odakları muhattap alamazsınız. Çünkü sorun dağa çıkmaları önlemek. Dağdakiler. Silahlar. 17 yaşındaki çocuğun en sonunda, taş atıp 20 yıl yemektense dağa çıkmayı tercih etmesini önlemek. Sonra, arkadaşının Tokat’ta ölmediğine sevinemeyen genç bir askerin, o 17 yaşındaki çocuğu öldürerek onu vatanı koruduğuna inandıranlardan hesap sorabilmesini sağlamak.

Batı’dan bakarken konuşmanın daha kolay olduğunu kabul etmek zorundayım artık. Olaylara karşı tavır alırken, bir şeylerin değişmesi için kendimden başlamalıyım. Çünkü, bir daha partiler kapatılmasın, yüzde 20 barajı insin, çocuklar onyıllara mahkum edilip eseretlerinde benim gibi yaşayanlara öç duygusu beslemesinler istiyorum. Bir anneyi “Bir oğlumu şehit ettim, gerekirse diğerini veririm” diye konuşturabilen bir ülkede yaşamak istemiyorum.

Ölmeyelim artık.

  • Share/Bookmark

Bu yazıya ait 3 yorum var:

  1. Sule Tomkinson diyor ki:

    Merhaba Bahar,

    Yazin gercekten cok guzel.
    Milliyetcilik ve militerlesme surecleri yurt disinda oldugu gibi Turkiye’de de el ele.
    Benim icimi acitan, egitimli olan kesimin dahi bu demokrasi sorununu teror sorunu olarak algilamasi ve “ulke bolunecek’ diye bar bar bagirmasi… Farkinda degiller ki ulke coktan bolunmus aslinda.

  2. Bülent Kaygisiz diyor ki:

    Sevgili arkdasim sorunu yillardir süren oyunu cok güzel analiz etmis. Zaman artik herkesin cikip cözümü konusmasi zamanidir. Kafalarimizi kumdan cikaralim ve hep beraber bizler bu olaya tüm aydin ve siyasileri de katarak tartismaya acalim. Bu tartismada bu olursa böyle olur diye ortaya cikanlari katmayalim. Artik bir noktadan geri dönüsü yasamanin zamani geldi de geciyor. Bu nedenle gün Türkiye`de ucuz politika yapanlari reddetmek ve halklar arasindaki dengeleri ve belki de yeni düzeni yeniden kurma zamanidir.

    Ben ülkemin bagimsiz, kimseden emir almadan yönetilecegi bir gelecege tüm gücümle destek vermeye hazirim. Kendi ülkemizi birilerinin tayin ettigi yönetimlerden kurtaralim ve sadece ülkesi ve insanlari icin calisan yönetimler kuralim. Ödedigimiz her kurus vergi gelecegimiz olarak bite geri dönsün.

    Bu anlamda kurulacak yeni bir ülke bizi en kisa zamnda da dünyanin en müreffeh ülkesi yapacaktir.

    Haydi tartismaya ve calismaya…

    Saygilarimla.

    Bülent Kaygisiz

  3. Yaşar Avcu diyor ki:

    Genel anlamda güzel bir yazı ancak belirtmiş olduğunz konuları yüzeysel geçmeniz yazının olumlu olumsuz bir çok yöne çekilmesine sebep olabiliyor. Ülkemizde yaşayan bir kürd kardeşimiz için Türkçe asla ve asla yabancı dil diye tabir edilemez. Aksi durumlarda şule hanımında belirttiği gibi bizi bir tutan başka ortak hiçbir şeyimiz kalmaz. Ortak tarih kavramının içi dil, din ve kültürle doldurulabilir. Tek tek bu değerler toplumun zihnine farklılık oalrak sokulmaya başlanırsa neden aynı topraklarda tek devlet olarak yaşayalım fikrini doğurur. Sokak ortasında magandalık yapanlar elbette bunların hesabını vermelidirler, genç kardeşimiz serapın ölümüne sebep olan çocuklar kadar onları sokaklara dökenlerde bunun hesabını vermelidirler. Hak aramak adalet istemek masum anadolu insanın evladını şehit etmek, binbir zorlukla alın teriyle kazandıkları araçlarını yakmak, siftah yapmadan kepenk kapatan esnafın dükkanlarına, tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan vakıf mallarına zarar vererek olmaz. Ve bunlar “polis amca” gibi masum kelimerle yok sayılamaz.
    Kaldıki aylarca doğu illerimizde kaldım halkımız gayet misafirperver, kültürüne devletine bağlı, en yakınımda akrabalarımdan kürd kökenli kişilerde var. Eğitim,iş,sosyal hayat vb hiçbir sıkıntıları yok inanın benden daha müreffeh bir yaşantıları var. Aksaray ülkenin tam ortası nerdeyse. İnanın benim köyümde hala lise yok. Liseye gitmek için 5 km. yol katediyorlar. İnternet kafe bu yıl açıldı. Ekonomik sıkıntılar ülkenin her ilinde mevcut. Askere gidecek bir gencimizide karşıda düşman var anlayışıyla askere göndermekde bu nedenle yanlış. Bu toplumu oluşturan her birey tarihi mirasa işte bu bağlarla sahip. Askerlerimizde göreve giderlerken ordaki halkımızıda korumak için yola çıkıyor. Tüm bunların temelinde bizleri bir tutan değerleri ön plana çıkartıp, ayrıştıran tüm olguları kişilerin gönüllerinde tutmalıyız. Aksi takdirde bunun bir ortası bulunamaz. Birileride çıkar bu süreçten öyle nemalanırki kimse farkına bile varmaz. Taki mal ve can kaybı körelen gözleri açana kadar. Kafamızı kaldırıp baksak bizi bir ve beraber yapan okadar çok güzel mesele varki, bembeyaz bir sayfayla barışın kardeşliğin, hakça ve adil bir düzenle beyaz zambaklar ülkesine doğru koşalım…

Comment on this Article:







Facebook Grubumuz

Demokrasi Kuşağı Facebook Grubu

Projeler

Uluslararası Barış ve Demokrasi Forumu Projesi

Haziran 30, 2009

Uluslararası Barış ve Demokrasi Forumu Projesi

Uluslarası Barış ve Demokrasi Forumu hükümetlerden bağımsız olarak 2006 yılında anti demokrat uygulamalara karşı sivil taktikler geliştirmek için kurulmuştur.
Çeşitli ülkelerden gelen siyasi parti yöneticilerinin ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin iştirak ettiği forumun seçilmiş genel sekreterliğini Toplum ve Demokrasi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tuna Bekleviç yürütmektedir.

IFFDP’nin ilk genel kuruluna 42 ülkeden 74 katılımcı iştirak etmiştir. Forumun [...]

Demokrasi Kuşağı Yaz Okulu Projesi

Haziran 30, 2009

Demokrasi Kuşağı Yaz Okulu Projesi

“Toplum ve Demokrasi Derneği” Turkiye’de demokratikleşme sürecinin irdelenmesi, ayrımcılığın azaltılması, bir arada yaşamın desteklenmesi ve toplumsal katılımcılığın teşvik edilmesi temalarıyla 2006 yılında “Demokrasi Kuşağı Yaz Okulu” projesine başlamıştır.
“Toplum ve Demokrasi Derneği” bünyesinde 2006 yılından bu yana gerçekleştirilen eğitimlerde demokratikleşme mücadelesini Türkiye’nin geleceği olan gençlere aktarmak ve demokratikleşme mücadelesine ortak olacak cesur gençleri keşfetmek amaçlanmaktadır.

Mezunlar
“Demokrasi Kuşağı” [...]

Dünya Vatandaşı Projesi

Haziran 23, 2009

Dünya Vatandaşı Projesi

Avrupa Komisyonu’nun 2008 yılını Avrupa Kültürlerarası Diyalog Yılı ilan etmesinin ardından, Toplum ve Demokrasi Derneği’nin öncülüğünde ve Kopenhag’dan Avrupa Birliği küreselleşme politikaları konusunda uzman New Europe adlı sivil toplum örgütüyle beraber, hem üniversiteli gençlere diyalog fırsatını sağlayacak hem de dünya vatandaşı olma konusunda toplumun önünü açacak bir proje gerçekleştiriliyor.
2008 Yılı Temmuz ayında başlayan ve Avrupa [...]

Kadın Girişimcilik Okulu

Haziran 23, 2009

Kadın Girişimcilik Okulu

İstanbul ve çevre illerde bulunan KOBİ’lerde çalışan yönetici pozisyonunda ve/veya kendi işini yöneten girişimci kadınların iş dünyasındaki bilgi ve deneyimlerinin yükseltilmesi ve bu yolla özel sektörde kadın katılımcılığının artırılmasını amaçlayan girişimcilik okuludur.
2009 yılında ikinci dönem mezunlarını verecektir.
İletişim ve bilgi almak için mahir.toprak@gmail.com adresine mesaj atabilirsiniz.

Anket

Geleceğinizden umutlu musunuz?

View Results

Loading ... Loading ...

Haberler

Türkiye-Ermenistan Ortak Gelecek Projesi Başlıyor!

Haziran 24, 2010

Türkiye-Ermenistan Ortak Gelecek Projesi Başlıyor!

Toplum ve Demokrasi Derneği’nin Türkiye-Ermenistan ilişkileri üzerine kurgulamış olduğu “Türkiye ve Ermenistan için Ortak Gelecek” Projesi 28 Haziran Pazartesi günü  İstanbul’da başlayacak olan 3 günlük çalıştay ile hayata geçecektir. Friedrich Ebert Stiftung Derneği’nin desteklediği ve Amerika Birleşik Devletleri Maryland Üniversitesi öğretim görevlilerinden Dr. Edward Kaufman’ın moderatörlüğü ile katkı sağlayacağı bu çalıştay ile Türkiye ve Ermenistan’dan [...]

Türkiye-Ermenistan Ortak Gelecek Projesi Hayata Geçiyor!

Mayıs 6, 2010

Türkiye-Ermenistan Ortak Gelecek Projesi Hayata Geçiyor!

Türkiye-Ermenistan Ortak Gelecek Projesi Hayata Geçiyor!
Toplum ve Demokrasi Derneği olarak 27-28-29-30 Haziran tarihleri boyunca İstanbul’da gerçekleştireceğimiz Yurttaş Diplomasisi* çalıştayları ile Türkiye’den ve Ermenistan’dan 10′ar olmak üzere toplamda 20 üniversite öğrencisini bir araya getiriyoruz. Amerika Birleşik Devletleri Maryland Üniversitesi “Uyuşmazlık Yönetimi ve Uluslararası Kalkınma” bölümü profesörlerinden Dr. Edy Kaufman’ın* moderatörlüğünde gerçekleştirilecek olan bu çalıştayda iki ülke [...]

Toplum ve Demokrasi Derneği “İ.Ü. İktisat Klübü Ekonomi Zirvesi 2010″ ‘da

Nisan 22, 2010

Toplum ve Demokrasi Derneği “İ.Ü. İktisat Klübü Ekonomi Zirvesi 2010″ ‘da

Toplum ve Demokrasi Derneği’ni temsilen Sn. Yaşar AVCU, İstanbul Üniversitesi İktisat Klübü’nün düzenlediği, ”Ekonomi Zirvesi 2010”nda Türkiye de Değişim ve 2023 Vizyonu konulu derneğimizi temsilen bir konuşma yapmıştır.
İstanbul Üniversitesi Cemal Birsel Konferans Salonunda gerçekleşen kongreye Prof. Dr. Yunus SÖYLET (İstanbul Üniversitesi Rektörü), İsrafil KURALAY (İTO Yönetim Kurulu Üyesi), Naci AĞBAL (Maliye Müsteşarı), Mustafa DEMİR (Fatih Belediye [...]

Turkish Coalition of America

Mart 30, 2010

Turkish Coalition of America

Kamuoyuna duyuru,
Toplum ve Demokrasi Derneği Genel Koordinatörü Baybars Örsek 2010 Yaz dönemi için “Turkish Coalition of America“ tarafindan Washington D.C. ye davet edilmiştir. Türkiye`nin Ermeni Lobisine karşı vermiş olduğu haklı mücadelede öncü olan “Turkish Coalition of America” her yaz sınırlı sayıda Türk gencini Washington D.C. ye davet ederek geleceğin liderlerinin uluslararası tecrübe kazanmasına destek oluyor.
Türkiye [...]

Baybars Örsek Erivan’da

Mart 21, 2010

Baybars Örsek Erivan’da

Toplum ve Demokrasi Dernegi bunyesinde Turkiye ve Ermeni Sivil Toplumunu bir araya getirmeyi amaclayan “Ortak Gelecek Platformu“ Genel Koordinatoru Baybars Orsek Turkiye`den 10 kisilik bir ekip ile birlikte Erivan`a vardi. Toplum ve Demokrasi Dernegi`nin Ermenistan`daki ortagi olan “Analytical Center for Globalization and Regional Cooperation“ kurulusunun duzenledigi 3 gunluk konferansta bir konusma gerceklestirecek olan Baybars Orsek [...]

Türkiye-Ermenistan için 1.000 gönüllü barış elçisi

Mart 3, 2010

Türkiye-Ermenistan için 1.000 gönüllü barış elçisi

Merkezi İstanbul’da bulunan Toplum ve Demokrasi Derneği, 4-7 Mart 2010 tarihinde Erivan’a gerçekleştireceği ziyaret çerçevesinde çoğunluğu sivil toplum kuruluşu olan 20’den fazla kurumla bir araya gelecektir. Bu görüşmeler ile birlikte “Türkiye ve Ermenistan için ortak gelecek projesi” isminde bir proje başlatılacaktır.
Türkiye ve Ermenistan’daki gençlerin ortak girişimi olarak tasarlanan proje çerçevesinde iki ülkedeki karar verici mercileri [...]

Son Fotoğraflar

09 08 07 06 05     04